Çoklu organ yetmezliği sonucu Koç Üniversitesi Hastanesinde 78 yaşında hayatını kaybetti.
Türkiye'de tarih denilince akla gelen ilk isimlerden biri, kuşkusuz Prof. Dr. İlber Ortaylı’dır. Kendine has üslubu, derin bilgi birikimi ve zaman zaman sert ama bir o kadar da öğretici çıkışlarıyla tanınan Ortaylı, sadece bir akademisyen değil, aynı zamanda toplumun her kesimi tarafından ilgiyle takip edilen bir entelektüeldir. Peki, "Hocam" diye hitap ettiğimiz, televizyon ekranlarında hayranlıkla izlediğimiz İlber Ortaylı’nın hayat hikayesi nasıl başladı?
1947 yılında Avusturya'nın Bregenz şehrinde, Kırım Tatarı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Ortaylı, henüz iki yaşındayken ailesiyle birlikte Türkiye’ye göç etmiştir. Eğitim hayatı boyunca her zaman parlak bir öğrenci olan Ortaylı, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü'nden mezun olmuş, ardından dünyaca ünlü tarihçimiz Halil İnalcık’ın öğrencisi olarak Chicago Üniversitesi’nde yüksek lisans yapmıştır. Viyana’dan Moskova’ya, Paris’ten Oxford’a kadar dünyanın pek çok prestijli üniversitesinde dersler vermiş, araştırmalar yürütmüştür.
İlber Ortaylı’nın Dil Dehası
İlber Ortaylı’yı diğer tarihçilerden ayıran en önemli özelliklerden biri, muazzam dil yeteneğidir. Kendisi; Türkçe, Almanca, Fransızca, İngilizce, İtalyanca, Rusça ve Osmanlıca gibi dilleri ileri derecede bilmektedir. Bu sayede tarihi kaynakları ana dillerinden okuyarak, olaylara çok daha geniş ve objektif bir perspektiften bakabilmektedir. Onun için tarih, sadece tozlu raflardaki belgeler değil, yaşayan ve sürekli analiz edilmesi gereken bir süreçtir.
Akademik Kariyerden Popüler Kültüre Uzanan Bir Yolculuk
İlber Ortaylı, uzun yıllar boyunca Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi ve Galatasaray Üniversitesi gibi kurumlarda dersler vermiştir. Ancak geniş kitleler onu daha çok Topkapı Sarayı Müzesi Başkanlığı yaptığı dönemde ve katıldığı televizyon programlarıyla tanımıştır. Tarihi olayları sıkıcı bir kronolojiden çıkarıp, adeta bir hikaye gibi anlatması, onun her yaştan hayran kitlesine sahip olmasını sağlamıştır.
Onun popülerleşmesindeki bir diğer etken ise samimiyetidir. Bilgisizliğe karşı tahammülsüzlüğü ve meşhur "Cahil" çıkışları, internet dünyasında birer fenomen haline gelse de, bu sertliğin altında aslında büyük bir eğitim ve kültür aşkı yatmaktadır. Ortaylı, toplumun tarih bilincine sahip olmasını ve her bireyin kendini geliştirmesini her şeyin üzerinde tutmaktadır.
- Topkapı Sarayı Müzesi Başkanlığı: 2005-2012 yılları arasında bu önemli görevi yürütmüş, müzenin modernleşmesi ve korunması için büyük çaba sarf etmiştir.
- Uluslararası Başarılar: Pek çok yabancı akademiye üye seçilmiş ve uluslararası alanda saygın ödüller almıştır.
- Televizyon Programları: "İlber Ortaylı ile Tarih Notları" gibi programlarla tarihi, evlerimize konuk etmiştir.
İlber Ortaylı’nın En Sevilen Kitapları ve Eserleri
İlber Ortaylı’nın kaleminden çıkan eserler, hem akademik çevreler hem de genel okuyucu kitlesi için vazgeçilmez birer başvuru kaynağıdır. Osmanlı tarihinden Cumhuriyet dönemine, şehir kültüründen kişisel gelişim tavsiyelerine kadar geniş bir yelpazede eserler vermiştir. İşte kütüphanenizde mutlaka bulunması gereken bazı kitapları:
- İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı: Osmanlı'nın 19. yüzyıldaki modernleşme çabalarını ve toplumsal değişimini anlatan başyapıtlarından biridir.
- Türklerin Tarihi: Orta Asya'dan Anadolu'ya Türklerin serüvenini akıcı bir dille özetler.
- Bir Ömür Nasıl Yaşanır?: Gençlere ve hayatın başındakilere rehber niteliğinde, tecrübelerini paylaştığı bir eserdir.
- Gazi Mustafa Kemal Atatürk: Atatürk’ün hayatını ve Cumhuriyet’in kuruluşunu belgelere dayanarak anlattığı önemli bir biyografidir.
"Gezmek, görmek, okumak ve öğrenmek bir hayat biçimi olmalıdır. İnsan, merakını kaybettiği gün yaşlanmaya başlar."
İlber Ortaylı’dan Gençlere Altın Değerinde Tavsiyeler
İlber Ortaylı, her fırsatta gençlerin kendilerini çok yönlü geliştirmesi gerektiğini vurgular. Ona göre sadece bir okul bitirmek yeterli değildir. Ortaylı’nın sık sık dile getirdiği tavsiyelerden bazıları şunlardır:
Öncelikle, en az bir yabancı dilin anadil gibi öğrenilmesi gerektiğini savunur. "Dil bilmeyen dünyayı tanıyamaz" diyerek dil öğreniminin önemine dikkat çeker. İkinci olarak, bol bol seyahat edilmesini önerir; ancak bu seyahatlerin turistik değil, kültürel bir keşif olması gerektiğini belirtir. Son olarak, nitelikli okumalar yapmanın ve klasik müzik, resim, tiyatro gibi sanat dallarıyla ilgilenmenin ruhu zenginleştireceğini ifade eder.
Sonuç olarak İlber Ortaylı, sadece geçmişi anlatan bir tarihçi değil, bugünü anlamamıza ve geleceği inşa etmemize ışık tutan bir bilgedir. Onun engin bilgisinden ve hayat tecrübesinden yararlanmak, modern dünyanın karmaşasında yolumuzu bulmamıza yardımcı olacaktır.
Afşinbey
rabbim rahmeti ile muamele eylesin..mekanı cennet olsun