Türkiye Cumhuriyeti, kuruluşundan itibaren Mustafa Kemal Atatürk'ün 'Yurtta sulh, cihanda sulh' ilkesini dış politikasının temel taşı haline getirmiştir. Lozan Antlaşması sonrası dönemde Musul meselesi gibi diplomatik krizler ve cemiyetin büyük güçlerin güdümünde olduğu algısı nedeniyle mesafeli durulan Milletler Cemiyeti (Cemiyet-i Akvam) ile ilişkiler, 1930'lu yılların başında barışçıl bir zemine oturmuştur.
Diğer pek çok devletin aksine Türkiye, cemiyete girmek için bir başvuru yapmamış; İspanya ve Yunanistan'ın sunduğu karar tasarısının kabul edilmesiyle üyelik için resmen davet edilmiştir. 18 Temmuz 1932'de Genel Kurul'da yapılan oylama sonucunda Türkiye, oy birliğiyle cemiyetin 56. üyesi olarak kabul edilmiştir. Bu gelişme, genç Cumhuriyet'in uluslararası hukuk sistemine tam entegrasyonunu ve dünya siyasetindeki güvenilir yerini sağlamlaştırmıştır.
Üyelik süreci, Türkiye'nin İkinci Dünya Savaşı öncesindeki gergin atmosferde kolektif güvenlik sistemine olan bağlılığını ve bölgesel bir barış aktörü olarak tanındığını göstermektedir. Türkiye, cemiyet içerisinde yer aldığı süre boyunca silahsızlanma, Boğazlar rejimi ve kalıcı barışın tesisi gibi kritik konularda aktif bir rol üstlenerek diplomatik etkisini uluslararası ölçekte artırmıştır.
TB Arşiv Kaydı #72680
17
Eylul
1934
92 Yıl Önce
Türkiye'nin Milletler Cemiyeti'ne Kabulü
Türkiye, 18 Temmuz 1932 tarihinde dünya barışına katkı sağlama vizyonu doğrultusunda Milletler Cemiyeti'ne resmen üye oldu ve uluslararası arenadaki saygınlığını tescilledi.
60.6B
HİCRİ: 7 Cemaziyelahir 1353
RUMİ:2 Mart 1442
Türkiye, 18 Temmuz 1932 tarihinde dünya barışına katkı sağlama vizyonu doğrultusunda Milletler Cemiyeti'ne resmen üye oldu ve uluslararası arenadaki saygınlığını tescilledi.
Yorumlar
Yorumlar 0
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız .
Tarih Navigasyonu
Bu tarihi (17 Eylul) farklı açılardan keşfedin:
Şu an sessizlik hakim...