Türkiye'de çok partili döneme geçişin ardından canlanan işçi hareketleri, 1947 yılında çıkarılan Sendikalar Kanunu ile yasal bir zemine oturmuştu. Ancak bu kanun, sendikalara örgütlenme hakkı tanımasına rağmen grev yapmayı kesin bir dille yasaklamış ve uyuşmazlıkların çözümünü zorunlu tahkim sistemine bırakmıştı. Bu kısıtlamalar altında faaliyet gösteren İstanbul İşçi Sendikaları Birliği, işçi sınıfının gür sesi olmak adına kritik bir adım attı.
Birliğe bağlı 47 sendikanın ortak iradesini yansıtan bu bildiri, çalışma hayatındaki yapısal sorunları dile getirerek grev hakkının yasal bir zorunluluk olduğunu vurguladı. Sendikalar, toplu pazarlık sürecinde işçilerin elindeki en güçlü koz olan grev hakkı olmadan gerçek bir sendikacılığın yapılamayacağını savundu. Bu çıkış, o dönemde sanayileşmenin merkezi olan İstanbul'da büyük yankı uyandırdı.
İstanbul İşçi Sendikaları Birliği'nin bu kararlı duruşu, Türkiye'nin sendikal mücadele tarihindeki en önemli dönemeçlerden biri olarak kabul edilir. Bu ve benzeri girişimler, işçi sınıfının hak arama mücadelesini diri tutarak, nihayetinde 1961 Anayasası ile grev ve toplu sözleşme haklarının anayasal güvence altına alınmasına giden yolu açmıştır.
TB Arşiv Kaydı #9980
2
Subat
1957
69 Yıl Önce
İstanbul İşçi Sendikaları Birliği'nin Grev Hakkı Talebi
İstanbul İşçi Sendikaları Birliği, kendisine bağlı 47 sendika adına yayımladığı bildiride işçilerin en temel demokratik haklarından biri olan grev hakkının tanınmasını talep etti.
15.7B
HİCRİ: 2 Recep 1376
RUMİ:1 Şubat 1442
İstanbul İşçi Sendikaları Birliği, kendisine bağlı 47 sendika adına yayımladığı bildiride işçilerin en temel demokratik haklarından biri olan grev hakkının tanınmasını talep etti.
Yorumlar
Yorumlar 0
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız .
Tarih Navigasyonu
Bu tarihi (2 Subat) farklı açılardan keşfedin:
Şu an sessizlik hakim...