II. Osman, Damat Halil Paşa'yı azletti.
Hotin Seferi'ne giderken Kösem Sultan'ın oğlu Şehzade Mehmed'i idam ettirdi.
Padişah otağının Üsküdar'a kurulacağı günden bir gün önce, yeniçeriler Süleymaniye'de toplandılar.
Yeniçeriler ayaklanmıştı, saraya girip bazı devlet adamlarını öldürdüler.
Yeniçeri ve sipahileri ikna etmek isteyen Sultan Genç Osman başarılı olamadı.
Yerine amcası Sultan I. Mustafa ikinci kez tahta çıkarıldı.
Padişah Yedikule zindanlarına götürüldü ve orada bağdular.
Sultan Genç Osman'ın naaşı, ertesi gün Sultan Ahmet Camii'nde kılınan cenaze namazından sonra Sultan Ahmet Camii'nde bulunan babasının türbesine defnedildi. Sultan Genç Osman'ın öldürülmesi Anadolu'da bazı isyanların çıkmasına sebep oldu.

İkinci Osman Han' çok eziyet ettiler. :
Dün sabah Padişah-ı cihan idim, şimdi uryan kaldım; merhamet edip halimden ibret alın; dünya size dahi kalmaz; hangi padişahın kulları (emrindeki hizmetkârları) padişahlarına bu ihaneti ettiler... dedi ise de, bu sözlerin tesiri olmadı.
İsyan sırasında Sultan Osman'ı ele geçiren caniler, reva gördükleri ağır ve kötü sözlerle orta camiye götürerek orada hapsettiler. Genç padişahın maruz kaldığı hakaretin haddi hesabı yoktu. Yaptıkları eza ve cefa onu boynu bükük ve perişan bir hâle koymuştu. İkinci Osman Han, kendisine eziyet eden ocak ağalarına karşı; ''Dün sabah padişah-ı cihan idim, şimdi uryan kaldım; merhamet edip halimden ibret alın; dünya size dahi kalmaz; hangi padişahın kulları padişahlarına bu ihaneti ettiler'' diyerek yalvardı ise de, bu sözlerin caniler üzerinde hiçbir tesiri olmadı. Orta camide Genç Osman'ın muhafazasına Haseki Sarı Mehmed Ağa tayin edildi.
Yeniçeriler, Sultan ikinci Osman'ın hayatına dokunulmayarak kafes hayatı yaşamasını istiyorlardı. Nitekim, çok hain bir kimse olan yeni sadrazam Davud Paşa onu öldürtmek için cebeci başına emir verince, yeniçeri ağaları mani oldular. Osman Han hayatına kasd eden Davud Paşaya; ''Behey zalim, ben sana neyledim? İki defa mucib-i katl cürmünü affedip öldürmedim, mansın verdim, bana gadrin nedir?'' diye bağırdı. Buna rağmen, Davud Paşa, Cumadan sonra en güvendiği adamları olan cebecibaşı ile kalender uğrusu denen zabite, sultan Osman'ı Yedikule'ye götürerek boğmalarını emretti. Eski Sultanın Yedikule'ye götürülüşünü seyretmek üzere yollara biriken halk, o tarihe kadar görülmemiş kalabalığı teşkil ediyordu. Yedikule'ye gelindiği zaman vakit akşama yaklaşıyordu. Davud Paşanın emriyle oraya kadar gelen binlerce asker dağıtıldı. Daha sonra Davud Paşa, cebecibaşına ve kalender uğrusuna dönerek; ''Yanınıza sekiz cellat alıp, Osman'ın işini bitirin. Yarına kalmasın'' dedi.
Sultan Osman, günlerden beri perişan vaziyette, aç ve uykusuz olduğu halde kendisini son nefesine kadar müdafaa etmeye karar vermişti. On celladın ilk hücumu netice vermedi. Bire on nispet olmasına rağmen, cellatlar, silahsız padişahla mücadele edemeyeceklerini anladılar. Kementten başka silah da kullanmak istemiyorlardı. Çünkü hanedandan olanın kanı akıtılamazdı. Buna rağmen dışarıdan balta alan cellatlara genç sultan, büyük bir ustalıkla karşı koydu. Fakat arkasından gelen bir cellat, baltası ile omuzuna vurarak fena şekilde yaraladı. Bu durumu fırsat bilen cebecibaşı kemendi Osman Hanın boynuna geçirdi ve yere düşürdü. Diğer caniler de üzerine yüklenerek genç padişahı şehit ettiler
Şu an sessizlik hakim...