Lozan Antlaşması ile Türkiye sınırları dışında kalan ancak Türk nüfusunun yoğun olduğu Hatay (İskenderun Sancağı), 1930'lu yılların ortalarından itibaren Türk dış politikasının en kritik gündem maddelerinden biri haline geldi. Fransa’nın Suriye üzerindeki manda yönetimini sonlandırma hazırlıkları ve bölgedeki siyasi belirsizliklerin artması üzerine Türkiye, Hatay’ın geleceğini güvence altına almak için kapsamlı bir diplomatik süreç başlattı.
Mustafa Kemal Atatürk’ün "şahsi meselem" olarak nitelendirdiği Hatay davasında, Türkiye Büyük Millet Meclisi stratejik bir adım atarak konuyu Milletler Cemiyeti’ne taşımaya karar verdi. Bu karar, Türkiye’nin meseleyi askeri bir çatışmadan ziyade uluslararası hukuk ve diplomasi kanallarını kullanarak barışçıl bir şekilde çözme iradesini tüm dünyaya ilan etti. TBMM'nin bu hamlesi, Türkiye'nin haklı davasını uluslararası bir platformda resmileştirme amacını taşıyordu.
Bu girişimin sonucunda Milletler Cemiyeti tarafından bölgeye gözlemci heyeti gönderildi ve hazırlanan raporlar doğrultusunda Hatay’ın iç işlerinde bağımsız, dış işlerinde Suriye’ye bağlı özel bir statüye kavuşması kararlaştırıldı. Bu süreç, 1938’de Hatay Devleti’nin kurulmasına ve nihayetinde 1939 yılında Hatay’ın ana vatana katılmasına giden yolu açan en önemli diplomatik dönüm noktası olarak tarihe geçti.
TB Arşiv Kaydı #88790
27
Kasim
1936
90 Yıl Önce
Hatay Meselesinin Milletler Cemiyeti’ne Taşınması Kararı
Türkiye Büyük Millet Meclisi, Hatay’ın statüsünü uluslararası hukuk zemininde çözüme kavuşturmak ve bölgenin geleceğini tayin etmek amacıyla konuyu Milletler Cemiyeti’ne götürme kararı aldı.
44.6B
HİCRİ: 13 Ramazan 1355
RUMİ:11 Mart 1442
Türkiye Büyük Millet Meclisi, Hatay’ın statüsünü uluslararası hukuk zemininde çözüme kavuşturmak ve bölgenin geleceğini tayin etmek amacıyla konuyu Milletler Cemiyeti’ne götürme kararı aldı.
Yorumlar
Yorumlar 0
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız .
Tarih Navigasyonu
Bu tarihi (27 Kasim) farklı açılardan keşfedin:
Şu an sessizlik hakim...