1924 yılı sonlarında Türkiye Cumhuriyeti, dinsel temelli muhalefet ve asayiş sorunlarıyla karşı karşıya kalmıştır. Başbakan İsmet İnönü'nün sıkıyönetim ilanı talebi TBMM tarafından reddedilince İnönü istifa etmiş ve yerine daha ılımlı bir isim olan Fethi Okyar getirilmiştir. Ancak 1925 Şubat ayında Doğu Anadolu'da patlak veren Şeyh Sait İsyanı, bölgedeki otoriteyi sarsmış ve devletin bekasına yönelik ciddi bir tehdit oluşturmuştur.
İsyanın bastırılmasında Fethi Bey hükümetinin yetersiz görülmesi üzerine, 3 Mart 1925'te İsmet Paşa yeniden hükümeti kurmakla görevlendirilmiştir. Yeni hükümetin ilk icraatı, 4 Mart 1925'te Takrir-i Sükûn Kanunu'nu meclisten geçirmek olmuştur. Bu kanun, hükümete irtica, isyan ve toplumsal düzeni bozmaya yönelik her türlü oluşum ve yayını yasaklama konusunda geniş yetkiler tanımıştır.
Kanunun uygulanmasını denetlemek ve suçluları yargılamak amacıyla biri isyan bölgesinde (Şark), diğeri ise Ankara'da olmak üzere iki yeni İstiklal Mahkemesi kurulmuştur. Bu hukuki ve askeri tedbirler, hem Şeyh Sait İsyanı'nın bastırılmasında hem de Cumhuriyet devrimlerinin yerleşmesi sürecinde merkezi otoritenin güçlenmesinde kritik bir rol oynamıştır.
TB Arşiv Kaydı #18180
4
Mart
1925
101 Yıl Önce
Takrir-i Sükûn Kanunu'nun Kabulü ve İstiklal Mahkemeleri'nin Kurulması
Şeyh Sait İsyanı sonrası 4 Mart 1925'te kabul edilen Takrir-i Sükûn Kanunu ile hükümete olağanüstü yetkiler verilmiş ve toplumsal düzeni sağlamak amacıyla İstiklal Mahkemeleri yeniden kurulmuştur.
16.2B
HİCRİ: 8 Şaban 1343
RUMİ:2 Şubat 1442
Şeyh Sait İsyanı sonrası 4 Mart 1925'te kabul edilen Takrir-i Sükûn Kanunu ile hükümete olağanüstü yetkiler verilmiş ve toplumsal düzeni sağlamak amacıyla İstiklal Mahkemeleri yeniden kurulmuştur.
Yorumlar
Yorumlar 0
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız .
Tarih Navigasyonu
Bu tarihi (4 Mart) farklı açılardan keşfedin:
Şu an sessizlik hakim...