1960'lı ve 70'li yıllarda Türkiye, sanayileşme hamleleri ve büyük altyapı yatırımları için ciddi bir finansman ihtiyacı içindeydi. Bu dönemde Adalet Partisi lideri ve Başbakan Süleyman Demirel, kalkınmacı bir politika izleyerek yoğun bir dış kaynak arayışına girdi. Ancak bu borçlanma stratejisi, muhalefet ve kamuoyu tarafından ekonomik bağımsızlığa zarar verdiği ve ülkeyi dışa bağımlı hale getirdiği gerekçesiyle sert bir biçimde eleştiriliyordu.
Demirel, kendisine yöneltilen bu eleştirilere karşı pragmatik ve halkçı bir üslupla cevap vererek tarihe geçen 'Borç almayalım da ne yapalım? Millet başka yere mi hicret etsin?' ifadesini kullandı. Bu söz, dönemin ekonomik kısıtlarını ve hükümetin kalkınma hamlelerini her ne pahasına olursa olsun sürdürme kararlılığını simgeleyen en ikonik siyasi söylemlerden biri haline geldi. Demirel, borçlanmayı bir tercih değil, halkın refahı için kaçınılmaz bir zorunluluk olarak sundu.
Bu açıklama, Türk siyasi tarihinde popülist ekonomik söylem ve borçlanma zarureti tartışmalarının merkezinde yer aldı. Demirel'in bu yaklaşımı, sonraki yıllarda da Türkiye'nin dış finansman bağımlılığı, büyüme stratejileri ve 'borçla kalkınma' modeli üzerine yapılan akademik ve siyasi tartışmalarda sık sık referans noktası olarak kullanıldı.
TB Arşiv Kaydı #55150
7
Temmuz
1969
57 Yıl Önce
Süleyman Demirel'in Dış Borçlanma Savunması ve Tarihi Çıkışı
Başbakan Süleyman Demirel, hükümetin dış borçlanma politikasına yönelik eleştirilere karşı, halkın refahı ve ülkenin kalkınması için borç almanın zorunlu olduğunu vurgulayan tarihi çıkışını yaptı.
43.8B
HİCRİ: 21 Rebiülahir 1389
RUMİ:25 Şubat 1442
Başbakan Süleyman Demirel, hükümetin dış borçlanma politikasına yönelik eleştirilere karşı, halkın refahı ve ülkenin kalkınması için borç almanın zorunlu olduğunu vurgulayan tarihi çıkışını yaptı.
Yorumlar
Yorumlar 0
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız .
Tarih Navigasyonu
Bu tarihi (7 Temmuz) farklı açılardan keşfedin:
Şu an sessizlik hakim...